Kanal İstanbul ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi konusunda Rusya’nın görüşleri

0

Kanal İstanbul ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi konularında Türkiye’de yoğun tartışmalar yapılırken Rusya Federasyonu yetkililerinin bu konulardaki görüşleri, gazetelerin iç sayfalarında veya yabancı ajanslarda yer almaya devam ediyor. Türk kamuoyunda dikkat çekmeyen ve pek tartışılmayan Rusya’nın bu açıklamaları aslında çok önemli.

Türkiye’de, Kanal İstanbul tartışmaları sürer ve iktidar tarafından Kanalın kesinlikle yapılacağı ifade edilirken Rusya’nın görüşleri de daha açık bir şekilde ortaya çıkmaya başlıyor. Tabii burada Rus diplomasisi ve geleneklerinin Ruslar tarafından ne kadar ustaca kullanıldığının da altını çizmek gerekir. Belli ki tüm olasılıklar ayrı ayrı düşünülmüş. Bunlar gerektiğinde masa üstüne konacaktır. Şimdilik duyurulmak istenenlerin belli aralıklarla açıklanmasından  arkadan gelecek daha çok talep olacağı anlaşılıyor. 

Karadeniz’e kıyıdaş ve Montrö Boğazlar  Sözleşmesinin önemli tarafı Rusya’nın görüşleri, farklı yetkililer tarafından ifade edilmekle birlikte genel olarak aynı görüşleri yansıtmaları bakımından bir istikrar gösteriyor. Bu görüşlerden biri Ankara’daki Rusya Federasyonu Büyükelçisi Aleksiy Yerhov’a, diğeri de Rus Parlamentosu’ndaki (Duma) Savunma Komitesi Başkanı Yury Syvdkin’e ait. Syvdkin’in açıklaması 30 Mart 2019’da, Rus Sputnik Haber Ajansında yer alırken Büyükelçi Yerhov’un açıklaması bir buçuk yıl sonra 6 Nisan 2021 tarihli Rossiya 24 (Russia 24) isimli Rus Haber ajansında ve Türk basınında çıkıyor.

Büyükelçi Yerhov, herşeyden önce Kanal İstanbul’un Türk Hükümetinin meselesi olduğunun altını çizmekle bu aşamada Rusya’nın Türkiye’nin iç işlerine karışmama ilkesine saygısını da  gösteriyor. Ayrıca Türkiye ve Rusya Dışişleri Bakanlıkları arasında Karadeniz’deki deniz trafiği sorunu gibi konularda siyasi istişarelerin işleyişine değinen Büyükelçi Yerhov, bu konuların düzenli olarak görüşüldüğüne dikkat çekiyor. Yani kısaca herşey kontrolüm altında diyor. Bu aynı zamanda ABD’ne ve diğer Karadeniz’e kıyıdaş ülkelere özellikle Rusya ile halen gerilim yaşayan ve bir çatışma eşiğine geldiği Ukrayna’ya ve ABD’ne yönelik bir mesaj olarak da algılanabilir. Zira ABD, Ukrayna’da Rusya karşıtı olanlara destek verdiğini açıklamıştır.

Yerhov, Kanal İstanbul projesi ile Montrö Boğazlar Sözleşmesindeki yükümlülüklerin ortadan kalkmayacağını ancak yeni Kanaldan geçecek  gemiler için yeni mali yükümlülükler ve “yeni taleplerin” sözkonusu olacağını belirterek Kanal İstanbul için de Montrö benzeri bir düzenleme isteğini şimdiden açıklıyor. Böylece Montrö Sözleşmesini delerek Karadeniz’e serbestçe çıkmak isteyen başta ABD ve diğer NATO ülkelerine Rusya’nın mesajlarını veriyor.  Burada önemli olan o “taleplerin” ne olacağı. Türkiye’nin bu taleplerin neler olabileceğini iyi okuması gerekir. Taleplerin bazılarının Kanal İstanbul’dan  geçecek savaş veya diğer gemilerin tonajları veya kalış sürelerine getirilecek sınırlamalar olabilir. 1936’da İkinci Dünya savaşı arifesinde ve dünyanın  ekonomik bakımdan iyi olmaması nedeniyle Türkiye daha kuvvetliydi. Bugün ise artık tek kutuplu dünyada ABD’nin emperyalist politikaları ve Başkan Biden’ın “ortalığı toplama ve Amerikan çıkarlarını sonuna kadar koruma politikaları” çerçevesinde baskıcı bir politika uygulayacağı açık. Putin ise Başkanlık süresini 2036’ya kadar uzatmış  ve etrafındaki devletlerle belli bir antanta ulaşmış bir devlet adamı olarak kuvvetli. Rus diplomasisi geleneksel ve kurumsal olarak güçlü.

Büyükelçinin Montrö’den vazgeçilemeyeceğini vurgulaması, Rusya’nın bu Sözleşmenin uygulanmasında ısrarcı olacağını da gösteriyor. Büyükelçi, Montrö’nün, Karadeniz’de bölgesel güvenliğin önemli bir unsuru ve mihenk taşı olduğunun da altını çiziyor.

Yerhov, ayrıca “Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarına göre Ankara’nın bu hukuki enstrümanın geçerliliğini koruyacak şekilde hareket etme niyetinde olduğunun görüldüğünü” de belirtiyor.

Özetle, Rusya’nın Kanal İstanbul ve Montrö konularındaki görüşleri  bu aşamada gayet açık ve ilgili ülkelere de gerekli mesajları veriyor.

Açıklamada bulunan diğer bir Rus yetkili ise Rus Parlamentosu Duma’daki Savunma Komitesi Başkanı Yury Syvdkin. Syvdkin Batıda da tanınan ve saygı duyulan bir Rus yetkili ve bilim insanı.

Syvdkin, “Saldırgan nitelikteki gemilerin Karadeniz’deki varlığından endişe ediyorum. Bu her an bir provokasyona dönüşebilir, ülkemizin sınırları ihlal edilebilir. Montrö Boğazlar Sözleşmesinde değişiklik ihtimali çok düşüktür. Zira çok sayıda NATO ülkesi Montrö’nün imzacıları arasındadır”. (www.sputniknews.com) Syvdkin’in ” saldırgan gemiler”den kastının ABD gemileri olduğu açık. Montrö’de değişikliğin sözkonusu olmayacağını vurgulaması da bu Sözleşmede Rusya tarafından değişiklik istenmediğinin açık bir göstergesi.

ABD’nin savunma ve dış politika konularında tanınmış dergisi “The National Interest”de Dave Majumbar imzası ile 22 Haziran 2018’de çıkan bir analizde ise “Montrö Boğazlar Sözleşmesindeki kısıtlamalar nedeniyle Rusya’nın Karadeniz’deki Filosunu tam kapasite kullanamadığı, bu nedenle Suriye/Tartus üssündeki Akdeniz Filosunun yeni görevler üstleneceği” belirtilmiş. Bunun anlamı da şu olmalı; Rusya, Akdeniz’de bir deniz üssü kuracaksa NATO  ülkelerine ait gemiler de Karadeniz’e çıkabilir.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar, Türkiye’nin tam egemenliğindedir. ABD donanmasının belli koşullarda girebildiği tek deniz Karadeniz’dir. Ayrıca bugün dünyanın içinde bulunduğu koşullarda yani salgın nedeniyle ekonomik çalkantıların yaşandığı, bir yandan da Covid 19 salgınının tüm dünyada daha da arttığı bu şartlarda Kanal İstanbul için yeni bir sözleşmenin gündeme getirilecek olması, bulunduğumuz kaotik coğrafyada ve pek de dost ülkenin kalmadığı şu sıralarda  Büyükelçi Yerhov’un üstü kapalı bir şekilde dile getirdiği  “taleplerin”  ne olacağının bilinmemesi önümüzdeki ağır zorlukların göstergelerini oluşturmaktadır.

Değerli büyüğüm eski Milletvekili Selçuk Maruflu’nun gündeme getirdiği bir anekdotu bu vesile ile hatırlatmak isterim:

Şükrü Saraçoğlu, Dışişleri Bakanı olarak Sovyetler Birliği’ni ziyaretinde, Josef Stalin, onu kollarını açarak dostça karşılar ve gülerek “Umarım Boğazların anahtarlarını da getirmişsinizdir” der. Saraçoğlu’nun yanıtı bir ders niteliğindedir: ” Maalesef Ekselansları Mustafa Kemal Atatürk anahtarları beraberinde götürdü! “

SBF’nde Devletler Hukuku Profesörü rahmetli Seha Meray ile Dışişleri eski Bakanlarından Büyükelçi rahmetli Osman Olcay’ın derledikleri ve Osmanlıcadan Türkçeye çevirdikleri şimdi İş Bankası’nın yayınları arasında çıkan “Montrö Boğazlar Konferansı: Tutanaklar, Belgeler”  ilk kez 1976 yılında, Montrö’nün imzalanmasının 40.yıldönümü  vesilesiyle yayınlanmıştı. Efsane hocamız Sefa Meray, her idareci, diplomat ve maliyecinin bu kitabı okuması ve ne zorluklarla bu görüşmelerin yapıldığının muhakkak bilinmesi gerektiğini ifade etmişti. Çetin görüşmelerin yer aldığı bu kitap bir referans niteliğindedir. Montrö görüşmeleri Türk Heyetinin büyük bir başarısıdır.

Boğazlar üzerindeki Batılı devletlerin emellerinin sona ermediğini göstermesi bakımından Montrö tutanakları çok önemlidir. Bugün Türkiye ve diğer ülkelerde de bu kalite ve uslupte görüşme yapabilecek, müzakere tekniklerini bilen bürokrat veya diplomat olduğunu zannetmiyorum.İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon, Lozan Antlaşmasının imzalanmasından sonra Heyet Başkanı İsmet İnönü’ye tüm kaybettiklerimizi cebime koydum zamanı gelince tek tek geri alacağız derken ciddiydi. Onun için çok dikkatli olmalıyız.

Birbirini tamamlayan  Montrö Sözleşmesi ve Lozan Antlaşması Türkiye Cumhuriyeti’nin tapuları olan ve iki önemli uluslararası belgedir.Arap ülkeleri zaten saflarını seçmişlerdir.

Onun için çok dikkatli olunması gerekir. 

Önceki İçerikEşitsizlikler Penceresinden Demokrasi ve Laikliğe Bakış
Sonraki İçerikCHP 128 milyar doların peşinde..
Deniz Kılıçer
Ocak 2019'da emekli olmuştur. Dışişleri Bakanlığı Statejik Araştırma Merkezi Başkan Yardımcılığı ve Başkan (2011- 2012). Vatikan Büyükelçiliği Birinci ve daha sonra Elçi Müsteşar (2006-2011). Protokol Daire Başkanı (2001-2005). İsveç Stokholm Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı (1998-2001). Slovenya Ljubljana Büyükelçiliği Müsteşarı (1996-1998). Boru Hatları ve Enerji Dairesi Başkanı (1994-1996). Kafkas İşleri Dairesi Şube Müdürü (1992-1994). Hollanda Deventer Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı (1988-1992). Enformasyon Dairesi Başkatip (1986-1988). Endonezya Cakarta Büyükelçiliği İkinci Katip (1984-1986). Londra Büyükelçiliği İkinci Katibi (1980-1983). Kıbrıs Siyasi İşler Dairesi İkinci Katip (1978-1980). Papalık Gregoryen Üniversitesi Temel Teoloji Lisansı Diploması(2007-2010). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü SBF Master Derecesi (1988). Basılı Tez: “İngiliz İmparatorluğundan Commonwealth'e:İki Dünya savaşı Arasında Çanakkale Krizi 1919-1939”. "London School of Economics"'de misafir öğrenci (1988). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Lisans Diploması (1976). Ödüller İtalya Cumhurbaşkanı G. Ciampi tarafından Ankara'da tevdi edilen “Şövalye” ünvanı (Cavallieri Stella Stara per la Solidarita Italiani) Eylül 2005. İran Büyükelçisi Dowlatabadi tarafından tevdi edilen Humeyni Altın Nişanı Eylül 2005. Dinlerarası diyaloga katkılarından dolayı Papalık Tiberina Akademisi Şeref Üyeliği Kasım 2007. İngilizce, Maley dilleri (Bahasa Endonezya ve Maley) İtalyanca bilmektedir.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here