Süveyş Kanalını kapatan Ever Given Gemisi ve Operasyonel İstihbarat Başarısı

19

23 Mart Salı günü 200 bin tonluk “Ever Given” konteyner gemisi Süveyş Kanalında karaya oturdu ve kanalı tıkadı. Kanalda 300 yakın gemi, tıkanan trafik nedeniyle seferlerine devam edemedi ve kanalda tamamen gayri faal duruma geçti. Bu sabah geminin dümeni düzeltildi ve güven içinde seferine devam etmeye başladı.

Avrupa’ya geçişin en kısa ve en ucuz yoluydu Süveyş kanalı. Ve bu bir haftaya yakın kapalı kalan kanalın Avrupa’ya masrafı günlük 7 milyar dolara mal oldu. Bir hafta da çıkan zararı hesaplayın.

200 bin tonluk bir geminin orayı nasıl tıkadığından, nasıl karaya oturduğundan ve neden gibi soruları elbet soralım ama benim daha güzel bir sorum var?

“Kanalın tıkanması kimin işine geldi?”

Ve ben profesyonel bakış açımla bunun bir kaza, insan temelli ve ihmal kaynaklı bir kırım olduğuna asla inanmıyorum. Kazadan önce oluşan gündemi ve başlıkları iyi okursanız siz de bana hak vereceksiniz. Ve birazdan okuyacağınız doneler neticesinde bunun ya da bu fikrimin bir “komplo teorisi” olmadığı konusunda sizler de bana katılacaksınız.

İlki; Kazanın gerçekleşmesinden birkaç hafta öncesine gidelim. 8 Mart’ta Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail arasında elektrik bağlantısı “EuroAsia Enterkonnektörü” anlaşması imzalandı. Ancak bu projede ki kablo hatlarının bir kısmının Türkiye kıta sahanlığından geçmesi üzerine Türkiye, AB Türkiye Delegasyonluğu başta olmak üzere Yunanistan ve İsrail Ankara Büyükelçiliklerine nota verdi. Yunanistan ve İsrail bu notayı dikkate almazken AB Türkiye Delegasyonu Nikolaus Meyer-Landrut nota ile birlikte aynı gün Brüksel’e gitti. Ve bu durum İsrail – Yunanistan ve Güney Kıbrıs triosunu çok rahatsız etti. Diplomatik bazı minör baskılar sonuç vermemiş olacak ki, Meyer-Landrut’u Brüksel’de İsrail temsilcisi Raz Jaber ziyaret etti ve standartların dışında oldukça uzun bir görüşme yapıldı. Ertesi gün Yunanistan temsilcisi kapısını çaldı Meyer-Landrut’un. Ancak durum değişmedi. AB EuroAsia Enterkonnektörü projesinde çekimser kalmayı tercih etti. Bu durum İsrail’i kızdırdı ve bu varan birdi.

11 Mart günü İsrail Deniz Kuvvetleri ile Fransız Deniz Kuvvetleri arasında imzalanması beklenen, “Karşılıklı Ortak tatbikat ve manevra hazırlıkları” bilinmeyen (!!!) bir sebeple Fransız Deniz Kuvvetleri tarafından iptal edildi. Ve ucu açık bir tarihe ertelendi. İsrail için başka bir gol daha…

Uzun yıllar Hollanda sömürgesinde kalan, resmi olarak 1975’de bağımsızlığını kazanan ancak indirek olarak hala Hollanda sömürgesi sayılan Surinam’da, Hollanda altın madenleri için bir İsrail firması ile 33 Milyar Dolarlık bir ortaklık antlaşması imzaladı.  Ancak Hollandalılar İsrail firmasının antlaşma şartlarını yerine getirmediğini öne sürerek 15-16 Mart’ta sözleşmeyi feshetti ve Amerikalı bir firmayla anlaştı. 33 Milyar dolardan bahsediyoruz! İsrail için başka bir fiyasko daha ve yine Avrupa’dan vurulup, İsrail’in kalesine giren başka bir gol daha.

5 Mart Cuma günü, Mossad, İsrail’de ki seçimler sebebiyle ülkede tam bir istihbarat teyakkuzu ilan etti. Ve kapsamlı – tabandan başlayıp tavana doğru yayılan, iç güvenlik istihbarat operasyonunda Mossad, İsrail’de ki seçimlerle ilgili ülkeye girdiklerini tespit ettikleri 6 Alman BND İstihbarat Uzmanını yakaladı ve anında sınır dışı etti. Bu durum İsrail – Almanya ilişkilerinde kısa süreli gerginliğe ve Alman hükümetinde şok etkisine sebep oldu. Çünkü Alman hükümeti BND görevlilerinden haberi olmadığını üstüne basarak yeniledi (!!!) Elbette ki İsrail için başka bir gurur kırıcı durumdu bu.

Peki, sonra ne oldu? Üst üste Avrupa’dan bu kadar “birleşik” kazık yiyen İsrail bu krizi bir fırsata çevirmesi gerekiyordu. Toplantılar düzenlendi. Netanyahu’nun aklı seçimdeydi. İlgilenemeyecek durumdaydı. Ve tüm iş Mossad Başkanı Yossi Kohen’e devredildi. Uzmanlar toplandı, espiyonaj – kontrespiyonaj – stratejik istihbarat – teknolojik istihbarat hatta sosyal istihbarat uzmanları dahi masanın ve haritaların başına geçti. Bir taktik operasyon yapılması akla yatkın olmamasının dışında pekte mümkün değildi. Zira hedef ülkelerin hepsi ya müttefik ya da çıkar ortaklarıydı. Başka bir operasyon gerekliydi. Küstah Avrupa’ya (!!!) bedel ödetmek için. O kadar zeki insan içinden en zekinin planın oldukça parlaktı. Ve hemen uygulamaya geçildi.

Süveyş Kanalını kullanarak Avrupa’ya sefer düzenleyen tüm gemilerin bilgileri toplandı. Montanlı bir geminin kaza sonrası kanalı tıkamasıyla Avrupa’ya petrolden, diğer hammaddelere, teknolojik ürünlerden ucuz sarf malzemelerine kadar ikmal yapacak tüm gemilerin geçişi tıkanarak güzel bir “üstü kapalı” ders verilebilirdi. Oluşacak maddi zararın yanında, piyasa da artış, dalgalanma, kısa süreli de olsa kriz ve İsrail’in bu durumda ne kadar önemli olduğunun anlaşılması için muazzam bir plan kuruldu.

Yoğun istihbarat çalışmaları sonunda hedef seçilmişti. 200 bin tonluk “Ever Given” Konteyner Gemisi bu operasyon için biçilmiş kaftandı. 20 Mart gecesi Aşkelon’dan havalanan helikopterle Süveyş Körfezine girmek üzere olan Ever Given gemisine Abu Salama açıklarında Mossad Operasyon birimleri çıkarma yaptı. Ve 23 Mart Salı günü Süveyş kanalında “Ever Given” gemisi birden, aniden ve durduk yere tam kanalın en olmadık ve en dar yerinde karaya oturup pruvanın sola doğru manevra yaparak tam tamına Süveyş Kanalını kapatacak şekilde kaza yaptı. Binlerce deniz mili gelmiş, arkada bırakmış ve son derece tecrübeli tayfası ile birden bu kazanın nasıl olduğu konusunda herkes şaşkın şaşkın birbirine bakıyordu. Vardiya Zabitinin ilk raporunda kıç tarafı sağ iç pervane motorunda “sabotaj (!!!) – dikkatsizlik ve ihmal” sebebiyle bir yangın çıktığını ve geminin bu yüzden sola çekip istemsiz şekilde karaya oturduğu yazılmıştı.

Yangın?

Ne kadar ilginç?

O kadar yol gel bir şey olmasın tam da kanal girişinde bir yangın… Üstelik sebebi de sabotaj ihtimali olan bir yangın ya da dikkatsizlik veya ihmal.

Ardından bölgeye gelen Uluslararası Denizcilik Örgütüne (IMO) bağlı Biçimsel Emniyet Değerlendirme (FSA) Bürosunun “Hata Ağacı Analiz” Raporunda ise bu yangının sebebinin kesinlikle dış kaynaklı olduğu rapor edildi. Ancak hemen akabinde bir tayfanın “İş Yüküne bağlı olarak yaşadığı aşırı yorgunluk” sebebiyle istemeden  (!!!) kazaya sebep olduğu ortaya çıktı. Tam da kanalda, tam da o gün, tam da kanalın en dar yerinde… Ancak bu durum şirket tarafından anında yalanlandı.

Süveyş Kanalı neredeyse bir hafta kapalı kaldı. Avrupa’da birden serbest piyasa ekonomisinde bir dalgalanma, petrol varil fiyatlarında bir artış ve hemen akabinde Hollandalılar ilgili Altın Madeni antlaşmasını yine o İsrail firması ile Fransız Deniz Kuvvetleri hemen İsrail Deniz Kuvvetleri ile masada ve EuroAsia Enterkonnektörü tekrar AB gündemine geldi. Tüm bu şartlar ve koşullar sağlanıp, İsrail aleyhine dönünce “Ever Given” gemisi kurtarılarak güven içinde seyrine devam etti.

Komplo Teorisi olabilir mi tüm bu yazdıklarım?

Evet, bu kadar muhtelif tesadüfün bir araya gelmesi sadece “sıradan bir tesadüfse” haklısınız, tüm bunlar komplo teorisi.

Ama ya değilse ve ben haklıysam?

İşte o zaman tüm bu operasyonu dizayn eden, kuran, alanda görev alan ama en başında tüm bu planı oluşturan beyini taktir etmek lazımdır.

Dost – Düşman ayırmadan, kazanılmış ve ikna gücü çok çok yüksek bir stratejik / operasyonel İstihbarat başarısıdır. Muhtemelen bundan 20 yıl sonra bu yazdıklarımı bir Hollywood yapımında beyaz perde de izleyeceğiz. Mossad’ın her zaman yaptığı ve başarılı her operasyonun üzerinde uzun yıllar geçince ortaya koyduğu bir PR çalışması olarak tabii ki.

Zamandan başka haklı çıkartacak hiçbir şey yoktur…

19 YORUMLAR

    • Umarım Allah’ın korumasına ihtiyaç olmadan her yazar, her düşünce insanı, fikir ve görüşlerini özgürce yazıp yayınlama hakkına sahip olur. Korkmadan, çekinmeden….

  1. Bunda sadece mossadın parmağı olduğunu düşünmüyorum. İngilizler ilk günden beri süveyş kanalına karşıydı. Hatta Osmanlı ile iki kere savaştı o bölgede. İngiliz istihbaratı bence daha ağır basıyor. Ve tabii birde cia etkiside var. Ancak ‘neden niçin’ gibi soruların cevaplanması gerek. Ondan sonra bu daha sağlam olur. Serkan bey mossadın neden niçin yapacağını çok güzel izah etmiş ama sanki biraz teori gibi bunlar. Aynı teorileri cia ve ingilizler üzerinden kursaydı bence daha da güzel olurdu. Ama yinede çok başarılı bir yazı olmuş. Farklı bir bakış açısı. Tebrikler

    • Sayın Gökler,

      Aynı iddiaları, görüş ve fikirlerine çok güvendiğim bir arkadaşım daha söyledi yazı yayınlandıktan sonra…

      Bu yazıda olmadı ama bir sonrakinde neden olmasın.

      İlgi ve yorumunuz için teşekkür ederim.

      Serkan YILDIZ

  2. Yazarın buna benzer iddialı yazılardan bir kaç tane daha örnek olarak vermek istedim ancak sanırım silinmiş.Sağlam ve mantıklı bir yazı daha.Komplo diyemeyiz ama gerçekliğinide ispatlayamayız.kendisininde dediği gbi; zaman gösterecek bunu.

    Ama bu tam bir mossad tarzı.Elbetteki bu konuda uzman değilim ama biraz koku almayı bilen herkes bunu Mossadın yaptığını anlayacaktır.

    Ellerinize sağlık.

    Sıtkı Hilmi Özarslan

  3. Sayın Yazar,

    Türkiye’de yaşayan ve yıllardır da bu topraklarda var olan Musevi cemaatinden bir vatandaş olarak diyebilirim ki, bu iddialarınız kesinlikle “komplo teorisi” değil. Çok başarılı analizler, tahliller ve isabetli bir durum tespiti.

    Müsadenizle paylaşacağım.

  4. Mossad’ın PR çalışması için iyi bir yazı, gerçekten de senaryolaştırıp filme çekebilirler. ama koca koca devletler mossad süveş kanalını tıkadı diye diz çökmezler. zaten The Ever Given gemisi yeni bir gemi, belki de kanaldan ilk geçişi, bir kanal için çok büyük bir gemi, sadece su altı yüksekliği 10 m olduğu söyleniyor. kaza günü suların çekilmesi önemli bir etken zaten kurtarıldığı gün için de suların yükseldiği söyleniyor.

    • Süveyş Kanalı tıkandığı zaman Avrupa’ya giriş tek yol; Ümit Burnu (Güney Afrika) açıklarından Cebelitarık boğazı… Harcanan zaman, artan cost ve birikme ile oldukça akıllıca bir çözümdür kanımca kanalı tıkamak. Ve evet Sayın Baran sizin aksinize ben kanal tıkandığında koca koca devletlerin diz çökeceğini hatta daha fazlasını yapacağını da düşünüyorum. Çok çok büyük bir kriz önlendi kanalın tekrar açılmasıyla. O diz çökecek koca koca devletler içinde bizimde olduğumuz düşünülürse bizim için de bir kriz engellendi. Avrupa’nın bir haftadaki zararı 50 milyar dolar… Uzayan bir süreçte ve beraberinde ortaya çıkacak / patlayacak diğer krizler düşünüldüğünde “kanalın” önemi çok çok daha artıyor. Mossad kurgusu ise başlıklardan oluşmuş bir fikirdir. Yazıdan sonra bir çok kişi farklı fikirler verdi. Ve inanın bana hala daha en mantıklı sabotaj planın altında olan; Mossad…

  5. Sayın Serkan Yıldız, vaka muhatabı olarak ben de İsrailin olabileceğini düşünüyorum. Sizin olaylar kurgusuna ekleme yaparak…Eilat-Ashkelon boru hattı, İsrailin Kızıldeniz kıyısından başlayıp Aşkelon’dan Akdeniz’e uzanan 250 kusur km.lik çift akımlı bir boru hattı…Kadere bakın ki, 1960’larda İran ile ortak yapılıp, sonrasında tek başına İsrail hakimiyetinde…ve yakın zamanlarda Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan ve İsrail arasında, bu boru hattını da kapsayan anlaşmalar yapıldı.
    Özetle, işin petrol taşımacılığı ile ilgili bir boyutu da var ve bu olay kanal tıkama operasyonunun önemli bir nedeni olabilir, ne dersiniz.

  6. sayın Serkan Yıldıza yakın zaman da ünlü think tank kuruluşlarından teklif gelirse hiç şaşırmam.
    ancak her taşın altından Mossadı çıkarmak bu istihbarat örgütünün reklamını yapmak olmuyor mu.

    • Teoride yorumunuza katılmamak elde değil. Ancak ben özellikle Mossad’ı aramadım. Onları bulmaya çalışmadım bu krizde. Krize baktım, kriz öncesini okudum. Kimlerin işine geleceğini, kimlerin zararları çıkacaklarını inceledim. Kimler nasıl bu krizde rol almış onu takip ettim. Ve tüm bu sonuçlardan sonra naçizane fikrimi; Mossad olarak belirledim Sayın Efedamat.

      Şimdiye kadar ki tüm ve bugünkü bu değerli “yorumlarınız” için teşekkür ederim.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here